About Me

16 sı ve Sonrasında Görünen Hava!
Bu yıl da biterken...
23 Aralık soğuk ve kar
Sevgili günlük...
Yonverter: Youtube'u Eğlenceye Dönüştürün!
Sinan Meydan'dan İki Kitap Daha
Genelimize Hitap Ediyor!
Dağlardaki Çocuklarımızdan!
World of Warcraft: Mists of Pandaria
TÜRKİYE’DE SPOR VE SPORCU

Last Posts

Hoşgeldiniz
EDEBİYAT TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
TÜRK EDEBİYATI'NDA "GAZEL"
CAHİT SITKI TARANCI
ATİLLA İLHAN

Archive

2011 (10)
 April (10)

Popular Posts

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI ÖLÇME DEĞERLENDİRME 2
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI ÖLÇME DEĞERLENDİRME 1
DİVAN EDEBİYATI ÖLÇME DEĞERLENDİRME TESTİ
YAHYA KEMAL BEYATLI
ORHAN VELİ

Comments

İbrahim YILDIRIM: Sevgili kardeşim, bilgiyi payl...
İbrahim YILDIRIM: Sevgili kardeşim, bilgiyi payl...
Murat: Slm siteniz çok güzel olmuş ba...

Search


HALK EDEBİYATI KAYNAKLARI :

1) Kaynaklar (Mehmet AÇA) 2) Araştırmaların Tarihi (M. Öcal OĞUZ) 3) Araştırma Yöntemleri (Metin EKİCİ ) 4) Anonim Halk Edebiyatı (Mehmet AÇA - A. Müge ERCAN) 5) Aşık Edebiyatı (Dilaver DÜZGÜN) 6) Tekke – Tasavvuf Edebiyatı (R . Bahar AKARPINAR – M. ARSLAN) 7) Halk Şiirinde Tür ve Şekil (Mehmet AÇA) 8) Gelenekten Geleceğe Halk Edebiyatı (Gülin Ö. EKER )

YENİ TÜRK EDEBİYATI KAYNAKLARI :

1) ABDÜLHAK HAMİD TARHAN (1991), Bütün Şiirleri 1, İstanbul: Dergah Yayınları 2) AKAY, Hasan (1998), Tanzimat Sonrası Türk Edebiyatında Yeni Fikirler, İstanbul: Kitabevi. 3) AKI, Niyazi (1989), Türk Tiyatro Edebiyatı Tarihi I. Başlangıçtan Cumhuriyet Devrine Kadar, İstanbul: Dergah 4) AKTAŞ, Şerif (1996), Yenileşme Dönemi Türk Şiiri ve Antolojisi I, Ankara: Akçağ Yayınları 5) ALANGU, Tahir (1959), Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman I, İstanbul: İstanbul Matbaası. 6) AKTAŞ, Şerif (2001), Yazılı ve Sözlü Anlatım (Kompozisyon Sanatı), Ankara: Akçağ Yayınları 7) AYTAŞ, Gıyasettin (2002), Tanzimat’ta Tiyatro Edebiyatı Tarihi, Ankara: Akçağ Yayınları. 8) ÇETİN, Nurullah (2007), Roman Çözümleme Yöntemi, Ankara: Öncü Kitap 9) ENGİNÜN, İnci (2002), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, İstanbul: Dergah Yayınları 10) ENGİNÜN, İnci (2006), Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat'tan Cumhuriyet'e (1839-1923), İstanbul: Dergah Yayınları 11) KAPLAN, Mehmet (1997), Hikâye Tahlilleri, İstanbul: Dergah Yayınları 12) KIYMAZ, Ahmet (2000), Romanda Millî Mücadele (1918-1928 Arası), Ankara: Akçağ Yayınları

DİVAN EDEBİYATI KAYNAKLARI :

1) AKALIN, L. Sami (1966), Edebiyat Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Varlık Yayınevi. 2) BANARLI, Nihat Sami (1977), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi I-II, İstanbul: MEB Yayınları. 3) BAYRAKTUTAN, Lütfi (1998), Edebi Sanatlar: Açıklamalar ve Örnekler, Balıkesir: Akademi Yayınları. 4) BELVİRANLI, Ali Kemal (1965), Aruz ve Ahenk, İstanbul: Selçuk Yayınları. 5) CENGİZ, Halil Erdoğan (1967), Açıklamalı-Notlu Divan Şiiri Antolojisi, Ankara: Başnur Matbaası 6) ÇALIŞKAN, Adem (1992), Fuzûlî'nin Su Kasidesi ve Şerhi, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. 7) KURNAZ, Cemal (1997), Divan Edebiyatı Yazıları, Ankara: Akçağ Yayınları. 8) MACİT, Muhsin (1996), Divan Şiirinde Ahenk Unsurları, Ankara: Akçağ Yayınları 9) OKTAY, Ahmet (2000), Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı, Ankara: Akçağ Yayınları.

27 Apr 2011

Gazel


En az iki mısradan oluşan dize ve şiirde önemli bir ahenk unsuru sayılan uyakların belli bir düzen dahilinde bir araya gelmesinden oluşan şekillere nazım şekilleri denir. Nazım şekilleri ifadesinden başka karşımıza nazım biçimleri, eşkal-i nazm gibi adlandırmalar da çıkabilir.
Nazım şekilleri bir konudan diğer konuya, bir dönemden başka bir döneme hatta bir milletten diğer bir millete göre değişiklik gösterebilmektedir. Nazım şekli bir şiirin dış görünümü, çerçevesini belirler.
Türk nazmı da milli nazım şekillerinin yanında özellikle Arap ve Acem nazım şekillerinden etkilenmiştir. Bu etkileşim yüzyıllardır iç içe ve ilişki içinde olmanın kaçınılmaz sonucudur. Doğal olarak da Türk nazmından faydalanma olduğu gibi Türkler de Arap ve Acem nazmından faydalanmıştır.
Türk şiirini Divan şiiri, halk şiiri ve yeni Türk şiiri diye üçe ayıran edebiyat kuramcıları nazım şekillerini oluşturan unsurların bu üç şiir türüne göre farklılık gösterdiğini belirtirler. Örneğin, nazım şekillerinde ölçü olarak kullanılan parçaya nazım birimi denir. Nazım birimi divan şiirinde beyitken (kimi biçimlerde dize), halk şiirinde dörtlük ve yeni Türk şiirinde dizedir (Dilçin 1999: 95).
Konumuz gereği üzerinde duracağımız divan şiirinde kullanılan nazım şekilleri kafiye düzeni ve mısra sayıları bakımından iki bölümde incelenmektedir (İpekten 2001: 14).
1. Beyitten oluşan nazım şekilleri
2. Bendlerden oluşan nazım şekilleri
Beyitlerden oluşan nazım şekilleri de kendi arasında tek kafiyeli olanlar ve ayrı kafiyeli olanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İşte tek kafiyeli olanlardan biri de bu çalışmada değinilecek olan gazeldir.

Bir Nazım Şekli Olarak Gazel

Gazel Türk Dil Kurumu sözlüğünde: 1. Divan edebiyatında beş ile on beş beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi, 2. müzik Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri, olarak geçmektedir. Ferit Devellioğlu ise gazeli klasik şark şiirinin en mühim ve en çok kullanılmış olan nazım şeklidir, biçiminde tanımlamaktadır.
Cem Dilçin’e göre gazel, sözlük anlamı kadınlarla aşıkâne sohbet etmek olan Arapça bir sözcüktür. Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir (Dilçin 1999: 104). Bundan başka çeşitli kaynaklarda kadınlarla sevgi üzerine konuşmak, söyleşmek; kadınlar için söylenen güzel ve aşk dolu söz tanımlamaları yer almaktadır. Gazellerde sevgiliden, sevgilinin güzelliğinden, vefasızlığından, aşığa acı vermesinden, naz yapmasından bahsedilir.
Arap edebiyatında önceleri kasidelerin içinde yer alan gazeller, VII. yüzyıldan sonra bu adla ayrı bir şekil olarak kullanılmaya başlanmıştır. İlk zamanlardaki bu gazellerin kasidelerin nesib ve teşbib bölümleri olduğu sanılmaktadır. Bugünse kullanılan anlamda bir nazım şeklinin adı olmayıp hangi şekilde yazılırsa yazılsın sadece konuları bakımından bu adı taşıyan şiirlerdir (İpekten 2001: 17).
Gazel Türk edebiyatına bağımsız bir nazım şekli olarak İran edebiyatı yoluyla girmiştir. Biçimde hiçbir değişiklik yapılmadan Türk şairlerince yüzyıllar boyunca kullanılmıştır (Dilçin 1999: 105). Bir nazım terimi olarak gazel, kafiye düzeni aa, ba, ca… şeklinde olan nazım şeklinin adıdır (Kılıç 2005: 215). Yani ilk beytin mısraları kendi içinde uyaklıdır. Bu beyte musarra denir. Diğer beyitlerin ilk mısraı serbest, ikinci mısraları ilk beyit ile kafiyelidir. Gazeller aruzun her kalıbıyla yazılırlar.

Örnek 1

1. Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

2. Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan
Niçin kılmaz manâ derman menî bîmâr sanmaz mı

3. Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı

4. Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım
Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı

5. Gül’î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû
Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı

6. Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil
Bana ta’n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mı

7. Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

(Fuzûlî)

Birinci beyte aynı zamanda matla (doğuş yeri) denir. Matladan sonra gelen beyte hüsn-i matla denir. Gazelin son beytine makta, maktadan bir önceki beyte de hüsn-i makta denir. Şairler hüsn-i matlanın matladan, hüsn-i maktanın da maktadan daha güzel olmasına dikkat ederler