About Me

16 sı ve Sonrasında Görünen Hava!
Bu yıl da biterken...
23 Aralık soğuk ve kar
Sevgili günlük...
Yonverter: Youtube'u Eğlenceye Dönüştürün!
Sinan Meydan'dan İki Kitap Daha
Genelimize Hitap Ediyor!
Dağlardaki Çocuklarımızdan!
World of Warcraft: Mists of Pandaria
TÜRKİYE’DE SPOR VE SPORCU

Last Posts

Hoşgeldiniz
EDEBİYAT TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
TÜRK EDEBİYATI'NDA "GAZEL"
CAHİT SITKI TARANCI
ATİLLA İLHAN

Archive

2011 (10)
 April (10)

Popular Posts

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI ÖLÇME DEĞERLENDİRME 2
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI ÖLÇME DEĞERLENDİRME 1
DİVAN EDEBİYATI ÖLÇME DEĞERLENDİRME TESTİ
YAHYA KEMAL BEYATLI
ORHAN VELİ

Comments

İbrahim YILDIRIM: Sevgili kardeşim, bilgiyi payl...
İbrahim YILDIRIM: Sevgili kardeşim, bilgiyi payl...
Murat: Slm siteniz çok güzel olmuş ba...

Search


HALK EDEBİYATI KAYNAKLARI :

1) Kaynaklar (Mehmet AÇA) 2) Araştırmaların Tarihi (M. Öcal OĞUZ) 3) Araştırma Yöntemleri (Metin EKİCİ ) 4) Anonim Halk Edebiyatı (Mehmet AÇA - A. Müge ERCAN) 5) Aşık Edebiyatı (Dilaver DÜZGÜN) 6) Tekke – Tasavvuf Edebiyatı (R . Bahar AKARPINAR – M. ARSLAN) 7) Halk Şiirinde Tür ve Şekil (Mehmet AÇA) 8) Gelenekten Geleceğe Halk Edebiyatı (Gülin Ö. EKER )

YENİ TÜRK EDEBİYATI KAYNAKLARI :

1) ABDÜLHAK HAMİD TARHAN (1991), Bütün Şiirleri 1, İstanbul: Dergah Yayınları 2) AKAY, Hasan (1998), Tanzimat Sonrası Türk Edebiyatında Yeni Fikirler, İstanbul: Kitabevi. 3) AKI, Niyazi (1989), Türk Tiyatro Edebiyatı Tarihi I. Başlangıçtan Cumhuriyet Devrine Kadar, İstanbul: Dergah 4) AKTAŞ, Şerif (1996), Yenileşme Dönemi Türk Şiiri ve Antolojisi I, Ankara: Akçağ Yayınları 5) ALANGU, Tahir (1959), Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman I, İstanbul: İstanbul Matbaası. 6) AKTAŞ, Şerif (2001), Yazılı ve Sözlü Anlatım (Kompozisyon Sanatı), Ankara: Akçağ Yayınları 7) AYTAŞ, Gıyasettin (2002), Tanzimat’ta Tiyatro Edebiyatı Tarihi, Ankara: Akçağ Yayınları. 8) ÇETİN, Nurullah (2007), Roman Çözümleme Yöntemi, Ankara: Öncü Kitap 9) ENGİNÜN, İnci (2002), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, İstanbul: Dergah Yayınları 10) ENGİNÜN, İnci (2006), Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat'tan Cumhuriyet'e (1839-1923), İstanbul: Dergah Yayınları 11) KAPLAN, Mehmet (1997), Hikâye Tahlilleri, İstanbul: Dergah Yayınları 12) KIYMAZ, Ahmet (2000), Romanda Millî Mücadele (1918-1928 Arası), Ankara: Akçağ Yayınları

DİVAN EDEBİYATI KAYNAKLARI :

1) AKALIN, L. Sami (1966), Edebiyat Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Varlık Yayınevi. 2) BANARLI, Nihat Sami (1977), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi I-II, İstanbul: MEB Yayınları. 3) BAYRAKTUTAN, Lütfi (1998), Edebi Sanatlar: Açıklamalar ve Örnekler, Balıkesir: Akademi Yayınları. 4) BELVİRANLI, Ali Kemal (1965), Aruz ve Ahenk, İstanbul: Selçuk Yayınları. 5) CENGİZ, Halil Erdoğan (1967), Açıklamalı-Notlu Divan Şiiri Antolojisi, Ankara: Başnur Matbaası 6) ÇALIŞKAN, Adem (1992), Fuzûlî'nin Su Kasidesi ve Şerhi, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. 7) KURNAZ, Cemal (1997), Divan Edebiyatı Yazıları, Ankara: Akçağ Yayınları. 8) MACİT, Muhsin (1996), Divan Şiirinde Ahenk Unsurları, Ankara: Akçağ Yayınları 9) OKTAY, Ahmet (2000), Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı, Ankara: Akçağ Yayınları.

27 Apr 2011

Gazel


En az iki mısradan oluşan dize ve şiirde önemli bir ahenk unsuru sayılan uyakların belli bir düzen dahilinde bir araya gelmesinden oluşan şekillere nazım şekilleri denir. Nazım şekilleri ifadesinden başka karşımıza nazım biçimleri, eşkal-i nazm gibi adlandırmalar da çıkabilir.
Nazım şekilleri bir konudan diğer konuya, bir dönemden başka bir döneme hatta bir milletten diğer bir millete göre değişiklik gösterebilmektedir. Nazım şekli bir şiirin dış görünümü, çerçevesini belirler.
Türk nazmı da milli nazım şekillerinin yanında özellikle Arap ve Acem nazım şekillerinden etkilenmiştir. Bu etkileşim yüzyıllardır iç içe ve ilişki içinde olmanın kaçınılmaz sonucudur. Doğal olarak da Türk nazmından faydalanma olduğu gibi Türkler de Arap ve Acem nazmından faydalanmıştır.
Türk şiirini Divan şiiri, halk şiiri ve yeni Türk şiiri diye üçe ayıran edebiyat kuramcıları nazım şekillerini oluşturan unsurların bu üç şiir türüne göre farklılık gösterdiğini belirtirler. Örneğin, nazım şekillerinde ölçü olarak kullanılan parçaya nazım birimi denir. Nazım birimi divan şiirinde beyitken (kimi biçimlerde dize), halk şiirinde dörtlük ve yeni Türk şiirinde dizedir (Dilçin 1999: 95).
Konumuz gereği üzerinde duracağımız divan şiirinde kullanılan nazım şekilleri kafiye düzeni ve mısra sayıları bakımından iki bölümde incelenmektedir (İpekten 2001: 14).
1. Beyitten oluşan nazım şekilleri
2. Bendlerden oluşan nazım şekilleri
Beyitlerden oluşan nazım şekilleri de kendi arasında tek kafiyeli olanlar ve ayrı kafiyeli olanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İşte tek kafiyeli olanlardan biri de bu çalışmada değinilecek olan gazeldir.

Bir Nazım Şekli Olarak Gazel

Gazel Türk Dil Kurumu sözlüğünde: 1. Divan edebiyatında beş ile on beş beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi, 2. müzik Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri, olarak geçmektedir. Ferit Devellioğlu ise gazeli klasik şark şiirinin en mühim ve en çok kullanılmış olan nazım şeklidir, biçiminde tanımlamaktadır.
Cem Dilçin’e göre gazel, sözlük anlamı kadınlarla aşıkâne sohbet etmek olan Arapça bir sözcüktür. Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir (Dilçin 1999: 104). Bundan başka çeşitli kaynaklarda kadınlarla sevgi üzerine konuşmak, söyleşmek; kadınlar için söylenen güzel ve aşk dolu söz tanımlamaları yer almaktadır. Gazellerde sevgiliden, sevgilinin güzelliğinden, vefasızlığından, aşığa acı vermesinden, naz yapmasından bahsedilir.
Arap edebiyatında önceleri kasidelerin içinde yer alan gazeller, VII. yüzyıldan sonra bu adla ayrı bir şekil olarak kullanılmaya başlanmıştır. İlk zamanlardaki bu gazellerin kasidelerin nesib ve teşbib bölümleri olduğu sanılmaktadır. Bugünse kullanılan anlamda bir nazım şeklinin adı olmayıp hangi şekilde yazılırsa yazılsın sadece konuları bakımından bu adı taşıyan şiirlerdir (İpekten 2001: 17).
Gazel Türk edebiyatına bağımsız bir nazım şekli olarak İran edebiyatı yoluyla girmiştir. Biçimde hiçbir değişiklik yapılmadan Türk şairlerince yüzyıllar boyunca kullanılmıştır (Dilçin 1999: 105). Bir nazım terimi olarak gazel, kafiye düzeni aa, ba, ca… şeklinde olan nazım şeklinin adıdır (Kılıç 2005: 215). Yani ilk beytin mısraları kendi içinde uyaklıdır. Bu beyte musarra denir. Diğer beyitlerin ilk mısraı serbest, ikinci mısraları ilk beyit ile kafiyelidir. Gazeller aruzun her kalıbıyla yazılırlar.

Örnek 1

1. Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

2. Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan
Niçin kılmaz manâ derman menî bîmâr sanmaz mı

3. Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı

4. Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım
Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı

5. Gül’î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû
Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı

6. Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil
Bana ta’n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mı

7. Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

(Fuzûlî)

Birinci beyte aynı zamanda matla (doğuş yeri) denir. Matladan sonra gelen beyte hüsn-i matla denir. Gazelin son beytine makta, maktadan bir önceki beyte de hüsn-i makta denir. Şairler hüsn-i matlanın matladan, hüsn-i maktanın da maktadan daha güzel olmasına dikkat ederler. Şair gazelin son beytinde yani maktada mahlasını söyler. Mahlas, şairin sonradan aldığı ikinci adıdır. Makta beytine aynı zamanda mahlas beyti ya da tahallüs denir. Mahlas kullanılmamış gazeller de vardır. Örneğin Kadı Burhanettin, sayısı 1300’ü aşkın gazellerinde mahlas kullanmamıştır (Dilçin 1999: 107). Şair kimi zaman mahlasını kullanırken, yalnız sözünü değil, mahlasının anlamını da kastedebilir, yani mahlasını tevriyeli olarak kullanır.

Örnek 2

Minnet hüdaya devlet-i-dünya fena bulur
Bâki kalır sahife-i-alemde adımız

*
Zevk-i Bâki bulayın dersen eğer âhir-kar
Alemin zevk u safasını gam u âlâma değiş

Mahlas her zaman gazelin son beytinde bulunmayabilir, daha önceki beyitlerde de yer alabilir. Bu durumda mahlas beytinden sonra şair padişaha, devlet ve din büyüklerine övgüde bulunur. Böyle gazellere gazel-i müzeyyel, eklenen beyitlere de zeyl denir. Matladan sonra gelen beyitlerin ilk ve ikinci mısra ortalarının ilk mısra sonu ile kafiyelendiği gazellere musammat gazel; her mısraında aks sanatı yapılmış gazellere de mükerrer gazel denilmektedir.

Örnek 3: Musammat Gazel

Dolsun yine peymâneler / olsun tehî humhâneler
Raks eylesin mestâneler / mutribler gittikçe negam

(Nef’î)

Örnek 4: Mükerrer Gazel

1. Öpsem seni toyunca toyunca seni öpsem
Öpsem dimesem nola nola dimesem öpsem

2. Demdür sanema gel kim gel kim sanema demdür
Bir dem kılalum sohbet sohbet kılalum bir dem

3. Ölsün gam ile hasid hasid gam ile ölsün
Hurrem olalum sen ben sen ben olalum hurrem

4. Derdüme olur idi olur idi derdüme
Emsem tudağun olur olur tudağun emsem

5. Kabe yüzine aşık aşık yüzine Kabe
Zemzem yüzine teşne teşne yüzine zemzem

6. Valih kamu hüsnine hüsnine valih kamu
Adem melek ü huri huri ü melek adem

7. Mahvî kulunam şahum şahum kulunam Mahvî
Alem dükeli bildi dükeli bildi alem

(Mahvî)

Gazelin her mısraına kısa mısralar eklenerek yeni bir nazım şekli elde edilmiştir. Buna da müstezad denmiştir. Gazelin en güzel beytine şah-beyt ya da beytü’l-gazel adı verilmektedir. Şair gazelinde kimi zaman matla beytindeki birinci veya ikinci mısraı makta beytinde tekrarlayabilir. Buna redd-i matla denir. Bazen de gazeldeki herhangi bir mısraı son beyitte yineleyebilir. Buna da redd-i mısra denir (Dilçin 1999: 106).

Örnek 5

1. Gel ey zarîf ü serv-i gül-endâm kandasın
Sensiz gönülde kalmadı ârâm kandasın

2. Hicrin oduna yanam i dilber ale’d-devâm
Sanma beni ki usanam ıram kandasın

3. Her dem ki âh edem tütünüm göklere çıkar
Rahm eyle bana kalmadı çâram kandasın

4. Cânı vü başı vaslın için kılmışım fedâ
Ya erişem ya bağrımı yaram kandasın

5. Nice ki kasd eder tapına ermege elim
Yol bulmazam ki hidmete varam kandasın

6. Nâmûs u âr şîşesini taşa çalmışım
Yüzüm suyunu toprağa karam kandasın

7. Her gece Şeyhî âh eder eydür bu mısra΄ı
Gel ey zarîf ü serv-i gül-endâm kandasın

(Şeyhî)

Bir gazelde tüm beyitler sadece vezin ve kafiye bakımından değil de anlam bakımından da birbirine bağlı ise böyle gazeller yek-ahenk; bütün beyitleri aynı güçlük ve güzellikteyse yek-avaz gazel diye adlandırılmaktadır.
Gazellerin beyit sayısı 3 ile 61 arasında değişmektedir. 3 ve 61 beyitlik birer örneğe rastlanmıştır. Dört beyitli gazeller ise pek az görülmektedir. Gazellerde ortalama beyit sayısı 5, 7 ve 9 gibi sayılarda yoğunlaşmaktadır. İlk dönemlerde 15 beyte kadar, hatta daha da uzun olan gazellerin beyit sayıları yüzyıllar geçtikçe azalmıştır. 15 beyitten uzun gazellere gazel-i mutavvel denir (Kılıç 2005: 216). Gazelde sıklıkla işlenen konular kadın ve aşktır. Bundan başka içki alemleri, şarabın zevki, baharın neşesi, talihin cilveleri, tasavvuf, hikmet konuları işlenmiştir. Tüm bu konuların yoğun olarak işlenmesi durumuna göre gazeller çeşitli adlar alırlar (Dilçin 1999: 109):
a) Aşıkâne (lirik) Gazel: Aşkın verdiği mutluluğu, sıkıntıyı, sevgiliden yakınmayı, sevgiliye karşı yakarışları, içli ve duygulu olarak anlatana gazellerdir. Divan edebiyatında bunun tek temsilcisi Fuzulî’dir. Örnek 6

1. Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem´i yanmaz mı

2. Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

3. Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı

4. Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

5. Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı

6. Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Bana ta´n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı

7. Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
8. Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

(Fuzûlî)

b) Rindâne Gazel: Genellikle içkiyi, içki zevkini, içki ile ilgili türlü düşünceleri, hayata karşı kayıtsızlığı, yaşamaktan zevk almayı konu olarak işleyen gazellerdir. Divan edebiyatında bu yolda en başarılı olan Bakî’dir.

Örnek 7

1. Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyüz cânâ
Mahabbet mülkünün sultân-ı âli-şânıyüz cânâ

2. Sehâb-i lûtfun âbın teşne dillerden dirîğ etme
Be deştin bağrı yanmış lâle-i Nu’manıyüz cânâ

3. Zamâne bizde gevher sezdiğiyçün dil-hırâş eyler
Anınçün bağrımız hundur maârif kânıyüz cânâ

4. Mükedder kılmasun gerd-i küdûret çeşme-i cânı
Bilirsin âb-i rû-yi mülket-i Osmâniyüz cânâ

5. Cihânı câm-ı nazmın şi’r-i Bâkî gibi devreyler
Bu bezmin şimi biz de Câmi-i devrânıyüz cânâ

(Bakî)

c) Şûhâne Gazel: Kadını ve aşkın zevklerini konu alan, zarif ve çapkın bir anlatımla söylenmiş gazellerdir. Nedim bu yoldaki gazelleriyle tanınmıştır.

Örnek 8

1. Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana

2. Bûy-i gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu
Biri olmuş hoy birisi dest-mâl olmuş sana

3. Sihr ü efsûn ile dolmuşdur derûnun ey kalem
Zülfü Hârut’un demek mümkin ki nâl olmuş sana

4. Şöyle gird olmuş Firengistân birikmiş bir yere
Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana

5. Ol büt-i tersâ sana mey nûş eder misin demiş
El-amân ey dil ne müşkil-ter suâl olmuş sana

6. Sen ne câmın mestisin âyâ kimin hayrânısın
Kendin aldırdın gönül n’oldun ne hal olmuş sana

7. Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden
Lâ’lin öptürmek bu hâletle muhâl olmuş sana

8. Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana

(Nedim)

d) Hikemî Gazel: Ahlakla ilgili öğütler veren, türlü hayat görüşlerini yansıtan, özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazellerdir. Hikemî gazelleriyle Nabî ün kazanmıştır.

Örnek 9

1. Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz

2. Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâde
Bir hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

3. Top-ı âh-ı inkisâre pây-dâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengîn-hisârın görmüşüz

4. Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz

5. Bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârın görmüşüz

6. Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı câygâh
Bi-‘aded mağrûr-ı sadr-ı i’tibârın görmüşüz

7. Kâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâd
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz

(Nâbî)

Aşk konusunun işlendiği gazellerde ideal ve belirgin bir sevgili tipi çizilir. Sevgili mutlak otoritedir. Aşığa naz yapar, yüz vermez. Şair gibi pek çok aşığı da peşinden koşturur; fakat aşık bu durumdan şikayetçi değildir. Sevgili yürüyen servi boyludur, gül yanaklı, gonca dudaklı ve sümbül saçlıdır.
Divan şairlerinin sıklıkla başvurduğu nazire geleneği uzun yıllara dayanmaktadır. Bu geleneğe göre bir şairin gazeline aynı vezin ve kafiyede gazel söylemektir. Buna tanzir etmek de denir. Nazirenin tanzir edilen gazelle aynı anlam doğrultusunda olması gerekir. Aksi anlamda söylenmişse buna da nakize denir.
Divan şiirinde XVII. yüzyılda sebk-i hindî adı verilen bir akımın başladığı görülür. Bu akımın amacı eski mazmunları yinelememek ve şiire yeni bir söyleyiş getirmektir. Sebk-i hindî akımı Türk edebiyatına İran’dan gelmiştir. Türk şairleri, bu yolun temsilcisi olan İran şairlerinden Urfî, Saib, Bidil, Husrev-i Devlevî ve Şevket-i Buharî’nin etkisinde kalarak şiirlerini yazmışlardır. Bu akımın özellikleri ince istiare, benzetme, özel kinayeler yapmaya, yeni mazmunlar bulmaya, girift hayaller ve nüktelere dayanır. Divan şiirindeki bu yolu temsilcileri Neşati, Nail-i Kadim, Nedim ve Şeyh Galip’tir (Dilçin 1999: 113).

Örnek 10

1. Şevkiz ki dem-i bülbül-i şeydâdâ nihânız
Hûnuz ki dil-i gonce-i hamrâda nihânız

2. Biz cism-i nizâr üzre döküp dâne-i eski
Çun rîşte-i cân gevher-i ma'nâda nihânız

3. Olsak n'ola bî-nâm ü nişan şöhre-i âlem
Biz dil gibi bir turfe muammada nihânız

4. Mahrem yine her hâlimize bâd-ı sabâdır
Dâim şiken-i zülf-i dil-ârâda nihânız

5. Hem gül gibi rengînî-i ma'nâ île zahir
Hem neş'e gibi hâlet-i sahbâda nihânız

6. Geh hâme gibi şekve-tırâz-ı gam-ı aşkız
Geh nâle gibi hâme-i şekvada nihânız

7. Etdik o kadar ref'-i taayyün ki Neşâtî
Âyîne-i pür-tâb-i mücellâda nihânız

(Neşâtî)

Örnek 11

1. Gencinen olsam vîrân edersin
Âyînen olsam hayrân edersin

2. Tîr-i nigehden dâğ-ı derûna
Baksan ne işler seyrân edersin

3. Sâkî kerâmet sende ya bende
Bahri habâba mihmân edersin

4. Nezzâre-i germ etdikçe ey çeşm
Âteşle âbı yek-sân edersin

5. Ey huşk zâhid dem urma meyden
Dest-i duâyı mercân edersin

6. Zâhid o meh-veş bir nûrdur kim
Büttür demezsin îmân edersin

7. Mâdâm uçarsın gözlerde ammâ
Rûyun perî-veş pinhân edersin

8. Tabl-ı tehîden gümdür suhanler
Bî-hûde Gaalib efgaan edersin

9. Etvâr-ı çerhe uy mevlevî ol
Seyrân edersin devrân edersin

(Şeyh Galip)

Gazeller divanlarda diğer nazım şekillerine göre sayıca daha fazladır. Gazeller kafiyelerinin son harfleriyle Arap alfabesine göre sıraya dizilmişlerdir. Bu durum divanlarda bulunmalarını kolaylaştırmıştır.
Yüzyıllara Göre Belli Başlı Gazel Şairleri

Yüksek bir zümre edebiyatı olan klasik Türk edebiyatının saray şairleri ya da saraylar tarafından teşvik edilen şairleri olmuştur. Bazı şairlere sultanü’ş-şuara denilmekteydi. Şairler bu rütbeyle lütuflandırılmışlardır. Kendilerinden önceki üstatlarına derin bir saygı ile bağlı olan şairler ilk dönemlerde Arap ve Fars şairlerden etkilenmiştir. Daha sonraki yıllarda ise kendi içinde çok önemli şahsiyetler yetiştirmiş olan divan şairleri artık Arap ve İran edebiyatı ile değil kendiyle yarışır olmuştur (Banarlı 2004: 341).
Yüzyıllar içinde çok önemli isimler çıkaran divan edebiyatı şairlerini yüzyıllara göre tanımakta fayda vardır.
Batı Türkçesiyle bilinen ilk gazel XIII: yüzyılın ikinci yarısında kaleme alınan ve bir menakıpname içinde yer alan Mevlana’ya ait gazeldir. Mevlana, Anadolu’da gazel şeklinin yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Gazelin yayılmasında etkili olan isimlerden biri de Sultan Veled’dir (Kılıç 2005: 219).
Gerçek anlamda klasik Türk edebiyatı Türk dili ile kesin ve fasılasız olarak XIII. yüzyılın ikinci yarısında Hoca Dehhanî ile başlar (Banarlı 2004: 344). O, Anadolu’da yalnız dindışı konularda eserler verip bu yolda kasideler ve gazeller söyleyen ilk isimdir. Güzel ve temiz Türkçesiyle yazdığı gazellerinde devrinin ve muhitinin sosyal hayatını, ahlak ve güzellik anlayışını ilk defa aksettiren de odur. XIII. yüzyıl sonu ile XIV. yüzyıl başında yaşamış Yunus Emre’nin divanında ilahi ve nefeslerinin yanında aruzla söylenmiş gazelleri de vardır.
XIV. yüzyılın ikinci yarısında bir dönem sultanlık yapmış olan Kadı Burhaneddin dilindeki lehçe özellikleri bakımından Azeri Türkçesi lehçesi kadrosundadır. Onun en mühim eseri, içinde gazellerinin de bulunduğu Türkçe Divan’dır. XIV. yüzyıl Azeri Türkçesi edebiyatının en geniş tesirli şairi ise Seyyid Nesimî’dir. Hurufilik mezhebinin kudretli şairidir. Bu yüzyıldaki Anadolu Türkçesi edebiyatının en büyük şairi Ahmedî, çok sayıda gazel sahibidir.
XV. yüzyıla gelindiğinde gazel diğer nazım şekillerinin tekâmülüne paralel olarak iyi yerleşmiş ve gelişmiş bir nazım şekli olarak karşımıza çıkmıştır. Bu yüzyılın önemli şairleri arasında Ahmed-i Daî, Şeyhî, Ahmet Paşa ve Necati Bey’i görmek mümkündür. Diğer taraftan Çağatay sahasında Ali Şir Nevâyî önemli bir yere sahiptir. Doğu Türkçesinin bütün söyleyiş güzelliklerini kendi sanatında toplayarak Orta Asya Türk Edebiyatını en üst noktaya ulaştıran Nevâyî’dir. Hazâinü’l-Maânî adındaki divanlarında yer verdiği gazel, onun çok muvaffak olduğu ve çok sayıda söylediği bir nazım şeklidir. Aynı yüzyılda Avnî mahlasıyla şiirler yazan Fatih Sultan Mehmet ve Cem Sultan gazel şeklinde başarılı örnekler vermişlerdir. Yüzyıllardan beri büyük İran şairlerini örnek edinme zaruretindeki Türk şairleri XVI. yüzyıldan sonra örneklerini artık kendi edebiyatlarında bulacaklardı. Bu yüzyılda divan edebiyatı belki en büyük şairlerini yetiştirerek onların sanatlarında bir Türk klasizmi meydana getirecekti. Edebiyatımızda Fuzûlî’yi beğenen ve onun gibi söylemek isteyenlerin vücuda getireceği Fuzûlî Mektebi, aynı şekilde Bakî Mektebi kurulacaktı (Banarlı 2004: 563). Azeri Türkçesi edebiyatına mensup olan; fakat Türk dünyasında mal olmuş şair Fuzûlî asrın en dikkate değer isimlerindendir. Bir aşk şairi olan Fuzûlî’nin bir aşk şiiri olan gazeli seçmesi ve övmesi çok tabidir. Şiir söylemek için icat edilen türler arasında ancak gazeli seçilmeye layık buluyor. Ayriyeten bu yüzyılın önemli isimleri arasında Zatî ve Hayalî gelmektedir. Anadolu sahasının en başarılı ismi ise Bakî’dir. Sultanü’ş-Şuara olarak adlandırılan Bakî sadece çağdaşları tarafından değil kendisinden sonra gelenler tarafından da üstat kabul edilmiştir. Hem söyleyiş hem de şekil bakımından mükemmelliğe ulaşmıştır.
XVII. yüzyıl tüm edebi ürünlerin en üst seviyeyi yakaladığı dönemdir. Bu yüzyıl edebi hayatı Osmanlı Devletinin askeri ve sosyal hayatında görülen gerilemenin tersine, gelişmesini sürdürmüştür (İpekten 2001: 22). İran şairlerinin öncülük ettiği Sebk-i Hindî üslubu ve bunun yanı sıra mahallileşme cereyanı devrin edebiyatının en belirgin özellikleridir. Şeyhülislam Yahya, Şerif Sabri, Fehim-i Kadim, Nailî ve Neşatî tanınmış gazel şairleridir. Şiirlerini gür sesli mısralarla söylemeye muvaffak olan ve aslında kaside şairi olarak bilinen Nefî’nin azımsanmayacak sayıda da gazelleri vardır. 851 gazeliyle edebiyatımızın en çok gazel söyleyen şairlerinden Nabî de kendisinden sonra gelen pek çok şairi etkilemiştir.
Mahallileşme cereyanının kendini iyice hissettirdiği XVIII. yüzyılda gazel gelebileceği en güzel noktaya gelmiştir. Bu yüzyıl iki büyük isim yetiştirmiştir: Nedim ve Şeyh Galip. Lale devri şairi olarak da bilinden Nedim’de gazel en güzel şeklini almıştır. Şuhane gazelleriyle tanınmış Nedim’in şiirlerinde neşe ve eğlence kendini fazlasıyla hissettirmektedir. İnce, duygulu ve tasavvufi gazelleriyle bilinen Şeyh Galip sebk-i hindî üslubuyla şiirler yazmıştır.
XIX. yüzyılda Enderunlu Fazıl ve Enderunlu Vasıf’ı görürüz. Bu yüzyılda gazel eski önemini ve güzelliğini kaybetmiştir (İpekten 2001: 23). Gazel Tanzimat döneminde de bir süre örneklerini verse de Servet-i Fünun döneminde hiç ele alınmamıştır.

Bu Çalışmada Neden Gazel Konusu Ele Alındı

Yukarıda ayrıntılı şekilde ele almaya çalıştığımız gazel konusunun tarafımızdan tercih edilmesinin birden fazla sebebi bulunmaktadır. Bu sebeplerden ilki Eski Türk Edebiyatına duyduğumuz ilgidir. Yüzyıllar boyunca önemli şairler yetiştiren, kıymetli eserle ortaya koyan divan edebiyatının Türk edebiyatı içindeki yeri ayrıdır. Söz ustalığı, anlam inceliği ve Arapça-Farsça kelime ve dil bilgisi gerektiren klasik Türk şiiri herkesin altından kalkamayacağı bir sanattır. Bu önemli özelliği bu edebiyata duyduğumuz ilgiyi artırmıştır. Klasik Türk şairleri sarayda ve saray çevresinde yüksek zümre edebiyatı meydana getirirken pek çok nazım şekilleri kullanmışlardır. Bu nazım şekillerini duygularını ifade etmek ve hünerlerini göstermek için bir araçtan ziyade amaç olarak tercih etmişlerdir. Bahsi geçen nazım şekillerinin en çok başvurulanlarından biri de gazeldir. Bu durum çalışmada gazelin seçmemizin sebeplerinden ikincisi olmuştur. Divan şiirinde isim yapmış ve kendi devrine damgasını vurmuş şairlerin gazel şekliyle yazılmış çok sayıda şiiri vardır.
Türk edebiyatındaki bu yerinden dolayı lise ve dengi okullarda edebiyat derslerinde okutulmak üzere gazel nazım şekline geniş yer verilmiştir. Çağdaş ve halk şiiri örneklerini gören öğrencilerin eski Türk şiiri örneklerini de görmeleri gerekmektedir.tarihi bir miras olarak kabul edebileceğimiz bu şiirlerin altında derin bir sanat anlayışı ve birikim yatmaktadır. Yeni neslin ecdadı ve onların eserleri hakkında bilgi edinmesi gerektiği anlayışından hareketle edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan gazel nazım şeklini müfredatta nasıl ele alındığına bakmak icap etmektedir. Çalışmamızın bu kısmında ortaöğretim sınıflarında gazel konusu nasıl işlenmiş ve bu konuya ne kadar ağırlık verilmiş, ele almaya çalışacağız.

Gazel Konusu Müfredatta Nasıl İşlenmiş

İlk olarak ortaöğretim 10. sınıf Türk Edebiyatı dersi ders müfredatında gazel konusuna ilişkin kazanımları vermek yerinde olacaktır.
1. Divan şiirindeki ahengin, hangi öğelerle sağlandığını belirler.
2. Şiirde ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimleri belirler, özelliklerini açıklar
3. Beyitler ve bentler arasındaki ilişkiyi açıklar.
4. Beyitteki ses akısının çağrışım değerini açıklar.
5. Şiirin yapısının özelliklerini açıklar.
6. Şiirin, kuralları önceden belirlenmiş nazım şekillerine uyularak yazıldığını belirler.
7. Beyitlerin ortak bir tema etrafında birleşerek bir bütün oluşturup oluşturmadığını araştırır.
8. Beyitlerin ve şiirin temasını araştırır.
9. Şiirde aynı duygu hâlinin diğer beyit ve bentlerde farklı kelimelerle tekrar edilip edilmediğini tartışır.
10. Mısra örgüsü, kafiye düzeni ve temasına göre şiirleri gruplandırır.
11. Şiirde kelimelerin kendi anlamları dışında kullanılıp kullanılmadığını belirler.
12. Şiirdeki ortak imgeleri belirler.
13. İmgelerle söz sanatlarının şiirdeki işlevini belirler.
14. Efsanelerin, kişi adlarının şiirdeki işlevini belirler.
15. Divan şiirinin hedef okuyucu kitlesini belirler.
16. Divan şiirinin kendisini üreten kültür ve toplumla ilişkisini kavrar.
17. Divan şiirinde evrensel ve insana özgü temaların nasıl ifade edildiğini belirler.
18. Divan şiirinde temaların, imgelerin, dinî söyleyiş ve kelimelerle zevk ve anlayış çevresinde geliştirildiğini fark eder.
19. Şiirde gözlemin, izlenimin, sezginin kişisel duyarlılığın önemini sezer.
20. Şiirin yan anlam bakımından zengin olduğunu sezer.
21. Beyitlerde ve bentlerde dile getirilen duygu ve düşüncenin zamanımız şiirlerinde de ele alınıp alınmadığını belirler.
22. Farsça ve Arapçadan neden kelime alındığını tartışır.
23. Şiir metninin hangi gelenekte yazıldığını belirler.
24. Şiiri yorumlar.
25. Şiirin hissettirdiklerini açıklar.
26. Divan şiirlerini destan dönemi şiirleriyle karşılaştırır.
27. Şairin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulunur.

Ortaöğretim II edebiyat kitaplarında yer alan gazel nazım şeklinin nasıl ele alındığına, hangi metinlerin seçilip ne tür soruların sorulduğuna bakmak amacıyla beş farklı ortaöğretim II edebiyat kitabı seçtik. Seçilen kitaplar şunlardır:
1. Kitap: Avşar, Hüsamettin, Edebiyat Tarihi I, Ünal Yayınları, Ankara, 1997.
2. Kitap: Komisyon, Lise Türk Dili ve Edebiyatı II, MEB, Ankara, 2006.
3. Kitap: Yıldız, Ömer; Ekinci, Mustafa; Koçak, Hamdi; Onay, Mehmet, Tuğlacı, Şaban; Danacı, Erdal, Edebi Metinler I, MEB, Ankara, 2006.
4. Kitap: Komisyon, Ortaöğretim Tük Edebiyatı 10. Sınıf, MEB, Ankara, 2006.
5. Kitap: Güzel, Abdurrahman; Torun, Ali; Demir, Celal; Bilkan; Ali Fuat; Özbay, Murat; Çiftçi, Musa, Lise Türk Dili ve Edebiyatı, Edebiyat 2, Ders Kitapları Anonim Şirketi, İstanbul, 2006.

1. kitabın içindekiler kısmına ve konunun işleniş biçimine göre gazel şekli yüzyıllara göre ele alınmış. XIII.-XIV. yüzyıldan başlamak üzere gazel söyleyen şairlerin hayatlarından bahsedilmiş ve şiirlerinden örnekler verilmiştir.

1. kitap gazel konusuna Aşık Paşa’nın hayatına kısaca değinerek başlamıştır. XIII. asır klasik Türk edebiyatı şairlerinden Aşık Paşa’nın nazenin bu ömrümüz bir göz yumup açmış gibi, mısraı ile başlayan gazeli ile konuya devam edilmiştir. Gazelde geçen Türkçe olmayan kelimeler metnin arkasından verilmiştir. Öğrencinin konuyu daha derinlemesine öğrenebilmesi için İnceleme Araştırma başlığı altında sorular sorulmuş ve bir sonraki şaire geçilmiştir. İnceleme araştırma kısmındaki sorulara örnek verirsek:
a) Aşık Paşa’nın insanlara bakış açısını özetleyin,
b) Aşık Paşa’nın zamanın gelip geçmesi ile ilgili duygularını özetleyin, türünden sorular gazele yönelik olmayıp Aşık Paşa’nın duyguları ile ilgilidir.

Devrin diğer bir şairi olan Nesimî konusunu işlerken öncelikle hayatından bahsedilmiş ardından günümüz Türkçesinin de yer aldığı bir gazeli verilmiştir. Bu sefer inceleme araştırma sorularından yalnızca bir tanesi gazelin açıklamasını isteyerek bu nazım şekline yönelik olmuştur. Hoca Dehhani konusunda ise bir gazeli verildikten sonra gazelin Türkiye Türkçesine çevrilmesi, uyak düzeni ve çeşitleri ile bir beytindeki söz sanatının bulunması istenmiştir.
XV. yüzyıl şairlerinden Ali Şir Nevâyî’nin gazeline yer verilerek gazelinde geçen bazı kelimelerin Türkiye Türkçesindeki karşılığı istenmiştir. Kişileştirme sanatının hangi beyitlerde bulunduğu sorulmuştur. Yüne devrin şairlerinden Necati’nin gazeli verilerek edebi sanatlarıyla ilgili soru sorulmuştur.
XVI. yüzyıl şairlerinden Fuzûlî’nin hayatına daha fazla yer verilmiştir. Metin olarak Su Kasidesi verilmiş ve açıklaması yapılmıştır. Fuzûlî ve kasidesi hakkında soru sorulmamıştır. Gazel nazım şekline çok önem veren Fuzûlî gazellerinden örnek verilmemesi yanlıştır. Bu alanda da çok başarılı olan Fuzûlî’nin gazeldeki sanatı ve kullandığı unsurlar sorulabilirdi. Metin kısmında Fuzûlî’nin aşağıdaki gazeli kullanılabilir ve uyak düzeni ve teması sorulabilirdi:

1. Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

2. Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

3. Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı

4. Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

5. Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı

6. Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı

7. Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

Aynı yüzyıl şairlerinden Hayali’ye yer verilmiş, Hayali’den seçmeler adıyla bir metin konulmuştur. Metinde geçen bazı kelimelerin anlamları verilmiş; fakat parçayla ilgili inceleme araştırma istenmemiştir. Son olarak Baki’nin hayatı ve bir gazeli verilerek XVI. yüzyıla son verilmiştir. Baki gazeline yönelik sorular şunlardır:

1. Gazelde işlenen aşk, hangi ortamda gelişir?
2. Gazelde işlenen aşk duygusu hangi doğa olayları ile açıklanmaktadır?
3. Gazelde hangi söz sanatları kullanılmıştır?
4. Gazellerde işlenen aşk ve aşık olma biçimlerinin sıradan ve doğal olduğunu söyleyebilir miyiz? Neden?
Tüm bu sorular ve daha önceki gazellerle ilgili sorularla öğrencilerin kafasında gazel şekli canlanmaya ve anlaşılmaya başlamıştır. Ayrıca öğrenciler devirlerin önemli şairlerini de hayatlarıyla beraber öğrenmiş olacaklardır.
XVII.-XVIII. yüzyıl divan şiiri örnekleri arasında ise Şeyhülislam Yahya, Nabi, Nefî, Nedim ve Şeyh Galip verilmiştir. Şeyhülislam Yahya’nın hayatının ardından bir gazeli verilerek gazelinde anlatılmaya çalışılan olağan unsurlar sorulmuştur. Bir kaside şairi olan Nefî’nin kasidelerinden parçalar verilmiş ve Türkiye Türkçesine çevirisi yapılmıştır. Yine gazel örneği verilmeyen bu parçalardan hareketle öğrenci daha çok kaside şekliyle ilgili bilgi almaktadır. Nedim’inse bir şarkısı metin olarak seçilirken Nabi’nin gülistan-ı dehre geldik reng yok bû kalmamış mısralı gazeli kitapta kullanılmıştır. İnceleme araştırma soruları ise şunlardır:
1. Gazelin konusunu şimdiye kadar incelediğiniz diğer gazellerin konuları ile karşılaştırarak aralarındaki en önemli farklılığı belirleyiniz.
2. Gazeldeki reng, çarşû, terâzû, kala kelimelerinin günümüzdeki karşılığını bulunuz.
3. Gazelde duygu mu yoksa düşünce mi hakimdir?
4. Bu gazel didaktik bir şiir olabilir mi? Neden?
Nedim’in her ne kadar şarkıları da önemli olsa da gazelin en güzel örneklerini veren bir şairdir. Bu bakımdan sadece şarkısının olduğu bir metne yer verilmiş olması gazellerine haksızlıktır. Nedim’e ait şu gazel verilebilirdi:

1. Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kafir
Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

2. Kız oğlan nazı nazın şehlevend avazı avazın
Belasın ben de bilmem kız mısın oğlan mısın kafir

3. Ne ma´na gösterir duşundaki ol ateşin atlas
Ki ya´ni şule-i cansuz-ı hüsn ü an mısın kafir

4. Nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar
Aceb bir şuha sende aşık-ı nalan mısın kafir

5. Sana kimisi canım kimi cananım deyü söyler
Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

6. Şarab-ı ateşinin keyfi rüyun şul´elendirmiş
Bu haletle çerağ-ı meclis-i mestan mısın kafir

7. Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellaya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir

8. Nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmiştim
Sen ol cellad-ı din ol düşmeni iman mısın kafir

Bu gazelden hareketle biçim özellikleri ve konusu sorulabilirdi. Kitapta Şeyh Galip’inse mesnevisine yer verilmiştir.
1. kitapta yazar gazelle ilgili genel bilgi vermek yerine parçalar aracılığıyla öğrencilerin konuyu öğrenmelerini istiyor. Yüzyıllara göre önemli şairler ve şiirlerinden örnekler verilmiştir. Fuzûlî, Nefî, Nedim ve Şeyh Galip konusunu işlerken gazellerinden örnek verilmemiştir. Bu, büyük bizce büyük bir eksikliktir. Kitabın genelinde gazelle ilgili sorular yerindedir; fakat yeterli değildir. Her gazele yönelik biçim özellikleri ve mazmunlarla ilgili sorulara yer verilebilirdi. Tüm parçalar dikkate alındığında gazel nazım şeklinin öğreniminde sıkıntılar olabilir. Ayrıca öğrenciye ön hazırlık ve araştırma türünde yapacağı iş kalmıyor. Öğrenci sadece derste edindiği bilgilerle yetinmek zorunda kalıyor. Kitabın tamamı bittiğinde öğrenci genel olarak gazelin nasıl bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilir; ancak şairleri hakkında yeterli bilgiye ulaşamamış olur.
Tüm sorulara bakıldığında soruların ders müfredatının 3., 8., 19., 20., 21., 24. ve 25. kazanımlarıyla örtüştüğünü, geri kalan kazanımların soru olarak karşımıza çıkmadığını görüyoruz.

2. kitap Fuzûlî ile başlamaktadır; fakat 1. kitaptaki gibi Su Kasidesi ile başlaması sebebiyle tarafımızdan incelenmemiştir. Baki ile devam eden kitap hazırlık çalışmaları ile konuya ön hazırlık yaptırılmaya çalışılmıştır. Hazırlık çalışmalarında, bir sanat eserinin kalıcı olabilmesi için hangi özellikleri taşıması gerekir, sorusu yer almaktadır. Bu soruyla Baki’nin önemli bir şahsiyet olduğunu anlıyoruz. Nam u nişane kalmadı fasl u bahardan mısraı ile başlayan gazel metin kısmında verilmiştir. Bilinmeyen kelimeler ve gazelin vezni metnin altında yer alır. Metinaltı soruları gazelin konusuna yöneliktir. Gazelde ne anlatıldığı sorulmaktadır. Bizce, ilk etapta yeterli görülen metin ve soruların ardından Baki’nin hayatı hakkında bilgi verilmektedir. Serbest okuma adı verilen kısımda nevbahar oldı gelin azm-i gülistan idelim mısralı Baki’nin bir gazeli daha bulunmaktadır.
Nabi ile devam eden kitapta hazırlık çalışmaları kısmında, Nabi’nin yaşadığı dönemin sosyal olaylarını araştırınız, demektedir. Ardından bir devlet içün çerha temennadan usanduk mısralı gazel verilmiştir. Gazelin konusu, dönemin özellikleri, gazeldeki edebi sanatlar ve veznin beyitlere uygulanması metinaltı sorularında istenmiştir. Nabi’nin kısaca hayat hikayesi verildikten sonra yine serbest okuma kısmında bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz mısralı gazel öğrencilere sunulmaktadır. Kitabın ilerleyen kısımlarında Nefî’nin kasidesi, Nedim’in bir şarkısı verilmiştir; fakat Nedim konusunun serbest okuma bölümünde olmuş sana ve var içinde redifli iki gazeli yer almaktadır. Şeyh Galip ise mesnevisi üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır.
2. kitap da 1. kitap gibi kronolojik sıra ile şairler üzerinden ve sorularla gazel nazım şeklini anlatmaya çalışmıştır. İlk kitaba göre ikinci kitaptaki metinlerin yani gazellerin seçimi ve sayısı daha başarılıdır. Öğrenciye hem gerektiği kadar bilgi verilmiş hem de bazı konularda araştırmaya yönlendirmiştir. İki kitap da öğrenciye gazel konusunda derli toplu bilgi sunmamaktadır.
Gazel konusu ile ilgili tüm sorulara baktığımızda kitaptaki soruların ders müfredatının 3., 5., 6., 8., 12., 16., 19., 24. ve 25. kazanımlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Diğer kazanımlarla ilgili soru yazılmamıştır.
Ali Şir Nevâyî ile başlayan 3. kitabın hazırlık çalışmalarında Nevâyî’nin gazelleriyle ilgili soru bulunmamaktadır. Bahar boldı vü gül meyli kılmadı könlüm mısraı ile başlayan gazelin seçimi bizce başarılıdır. Gazelde bilinmeyen kelimeler verildikten sonra şairin dileği nedir, şair gönlünü nerde arıyor ve şiirin teması nedir, gibi sorular metinaltı sorular olarak sorulmuştur. Nevâyî’nin hayatı ve eserlerinden kısaca bahsettikten sonra Fuzûlî’ye geçilmiş ve olmasın yâ Rab redifli gazeli verilmiştir. Gazelin konu ve temasına yönelik sorular sorulmuştur. Gazelin biçim bakımından incelenmesi istenmiş ve gazel şeklinin uyak düzeni ve beyit sayısı hakkında kısa bir bilgi sunulmuştur. Matla ve makta beyitlerinden bahsedilmiştir.
Yaşadığı dönemin özellikleri bir şairin şiirine yansır mı, şeklindeki hazırlık sorusuyla başlayan Baki konusuna onun ferman-ı aşka can ile var inkıyadımız mısraı ile başlayan gazeli ile devam edilmiştir. Gazelin konusuna yönelik sorulardan sonra biçim özellikleri bakımından inceleme çalışması istenmiştir. Bu gazele ilave olarak açıl bağın gül-i nesrini ol ruhsârı görsünler mısralı gazeli ekleyebilirlerdi.

1. Açıl bağun gül ü nesrini ol ruhsarı görsünler
Salın serv ü sanavber Şive-i retfarı görsünler

2. Kapunda hasıl itdi bu devasuz derdi hep gönlüm
Ne derde mübtela oldı dil-i bimarı görsünler

3. Açıldı dağlar sinemde çak itdüm giribanum
Mahabbet gül-şeninde açılan gül-narı görsünler

4. Ten-i zarumda pehlüm üstühanı sayılur bir bir
Beni seyr itmeyen ahbab musikarı görsünler

5. Güzeller mihriban olmaz dimek yanlışdur ey Baki
Olur vallahi billahi hemen yalvarı görsünler

Nabi konusu da bir hazırlık çalışması ile başlamaktadır. Şiirde düşünce mi yoksa sanat mı ön planda olmalıdır, sorusu sorulara öğrenciler düşündürülmeye çalışılmaktadır. 2. kitaptaki aynı gazelin yer aldığı metnin ardından gazelin yine şekil bakımından yine şekil bakımından incelenmesi istenmiştir. Okunan gazelde konu bütünlüğü olup olmadığı sorulmaktadır. Şiirde didaktik özellik var mıdır sorusu da 2. kitapla ortaktır. Nabi’nin hayatı ile gazel konusuna son verilmiştir.
1. kitaptaki gibi seçilen parçalar genel anlamda şairleriyle özdeşleşen gazellerdir; fakat sayıca azdır. En azından ödev şeklinde verilerek öğrencinin daha çok gazel okuması sağlanabilirdi. Bu kitap 2. kitaptan farklı olarak şekil özelliklerine daha çok ağırlık vermiştir. Hem açıklama ile hem de sorularla gazel şeklinin yerleşmesi sağlanmıştır. Bizce de doğrusu budur; gazelin konusundan ziyade bir nazım şekli olması sebebiyle biçim özellikleri daha önemlidir. Genel anlamda ilk üç kitaptaki gazelleri ve onlara yönelik soruları yerinde bulduğumuzdan dolayı fazla bir eleştirimiz olmamıştır; fakat 4. kitap ilk üç kitaptan çok farklı bir yöntem izleyerek bizce ne kadar hatalı bir yöntem izlediğini görmemize sebep olmuştur.
Kitaptaki tüm sorulara baktığımızda soruların ders müfredatının 3., 5., 6., 7., 8., 10., 16., 19., 24., 25. ve 27. kazanımlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Diğer kazanımlarla ilgili soru bulunmamaktadır. 4. kitap sadece bir gazeli metin olarak öğrencilere sunmuştur. Bu gazel Baki’nin açıl bağın gül ü nesrini ol ruhsârı görsünler mısralı gazelidir. Günümüz Türkçesiyle verilen gazelin ardından metinaltı sorular sorulmuştur. Bunlar:
a) Şiirin birim değerini ve sayısını yazınız.
b) Birimlerde anlatılanları ve şiirin temasını yazınız.
c) Şiirdeki hangi beytin matla, makta, mahlas ve beytü’l-gazel olduğunu yazınız.
d) Şiirdeki anlatıların olduğu gibi yaşanmasının mümkün olup olmadığını tartışınız. Sözlü olarak ifade ediniz.
e) Yukarıda incelediğiniz nazım şeklinin özelliklerini maddeler halinde yazınız. Soruların ardından Yahya Kemal Beyatlı’nın Mohaç Türküsü şiiri verilmiş ve Baki’nin gazeli ile ses ve söyleyiş bakımından karşılaştırılması istenmiştir.
f) Gazelde geçen gül, nesrîn, servi, sanavber, gülnâr gibi mazmunlar şiirde nasıl kullanılmıştır?
g) Gazelde gerçek anlamı dışında kullanılan kelimeleri bulunuz.
h) Birimlerde geçen edebi sanatları bulup, açıklayınız.
i) Şiiri yorumlayınız.
j) Okunan gazelden hareketle Baki’nin fikri ve edebi yönü hakkındaki çıkarımlarınızı sınıfta tartışınız.
Kitabın etkinlik adı verilen kısmında ise şöyle bir çalışma yer almaktadır: 1-Hazırlık yapan öğrenci, sınıfta Baki karakterine bürünerek arkadaşlarıyla sohbet eder ve soruları yanıtlar. 2- sınıfta gazel okuma yarışması düzenlenir.
Tek bir metinle öğrenciye gazel türü hakkında pek çok bilgi kazandırmayı amaçlayan bu kitap MEB ‘in dağıttığı ve bugün liselerde okutulan kitaptır. Diğer kitapların aksine sadece Baki’nin gazeliyle yetinen komisyon daha çok öğrenciyi çalıştırmayı ve araştırmaya teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Sorular ve yaptırılan etkinlikler bizce kaliteli bulunmuştur; fakat diğer önemli şairlerimizden bahsedilmemesi büyük eksikliktir. Baştaki üç kitap yazarlarının konuyu ele alma yöntemleri tarafımızdan daha uygun bulunmuştur. Yeri geldiğince müdahaleden bulunduğumuz noktalar dışında fazla eleştirilecek nokta bulamadık. Beş kitapta da sorulan sorular yeterli ve nitelikli. Bir iki yerde eleştiride bulunarak sorular konusunda yeni bir fikir beyan ettik.
Kitaptaki tüm sorulara baktığımızda soruların ders müfredatının 3., 5., 8., 11., 13., 20., 21., 24., 25. ve 27. kazanımlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Diğer kazanımlarla ilgili soru yazılmamıştır.
5. kitapta gazel konusu müstakil olarak değil XIII. yüzyıldan başlamak üzere dönemlerin içinde anlatılmaktadır. Belli başlı şairlerin gazellerine yer verilerek gazel şekli hakkında bilgi verilmektedir. XIII. ve XIV. yüzyıl Türk edebiyatı başlığı altında Ahmedî’nin gazeli bulunmaktadır. Bu konuya başlamadan önce hazırlık çalışmaları yer almaktadır. Hazırlık çalışmalarında şu soru sorulmuştur: Bugünün mantığı ile geçmişi yargılamak mümkün müdür? XIV. yüzyılda dünyaya gelseydiniz o günkü zevkinizden dolayı bugün yargılanmak ister miydiniz? Düşününüz. Öğrenciye yönelik bu soruyla onların düşünmeleri sağlanmaktadır. Metin kısmında bu ne yüzdür bu ne gözdür bu ne zülf ü bu ne bâlâ mısralı gazel verilmiştir. Gazelin hem vezni hem de Türkiye Türkçesi ile söylenişi vardır. Buna ilaveten Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçedeki karşılıklarına yer verilmiştir. Açıklamalar kısmında gazelin ne olduğundan ve gazelde ne anlatıldığından bahsedilmektedir. Edebiyat bilgileri kısmında gazelde bulunan leff ü neşr sanatından bahsedilmiş, birinci beyit üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Metin üzerine çalışmalar kısmındaki sorular şunlardır:
a) Şiirin temasını söyleyiniz.
b) Şiire göre Ahmedî’nin içinde bulunduğu durumu açıklayınız.
c) Ahmedî sevgiliyi hangi özellikleri ile anlatmaktadır?
d) Leff ü neşr hakkında verilen bilgilerden yararlanarak diğer beyitleri inceleyiniz. Kavramlar arasında nasıl bir ilgi kurulduğunu anlatınız.
e) Şiirin uyaklı seslerini inceleyip uyak örgüsünü çıkarınız.
f) Şiirde gazele ait özellikleri gösteriniz.
Soruların ardından Ahmedî’nin hayatından bahsedilerek eserleri sıralanmıştır.
XV. yüzyıl Türk edebiyatı başlığı altında Ali Şir Nevâyî’nin körgeli hüsnüngni zâr u mübtelâ boldum sanga mısralı gazeli verilmiştir. Gazelin öncesinde şiirin biçim özellikleri nedir? Bu konuda öğrendiğiniz bilgileri defterinize yazınız, şeklindeki soruyla hazırlık çalışması yaptırılmıştır. Gazelin günümüz Türkçesi ile söylenişi ve kelime listesi verildikten sonra açıklamalar kısmında Ali Şir Nevâyî ve Çağatay edebiyatı hakkında bilgi verilmiş ve bu gazelde ne anlatılmak istendiği yazılmıştır. Metin üzerine çalışmalar kısmında,
a) Şiirin temasını bulunuz. Bu temanın hangi açıdan ele alındığını açıklayınız.
b) Sevgiliye ait özellikleri şiirden bulunuz. Daha önce okuduğunuz Ahmedî’nin gazelinde anlatılan güzelle karşılaştırınız.
c) Ali Şir Nevâyî’nin içinde bulunduğu ruhi durumu açıklayınız.
d) XV. Yüzyıl Çağatay Türkçesine ait bu gazelde, bazı kelimeler bugün sadece söyleyiş bakımından değişmiştir: körgeli (gireli), boldum (oldum), belalığ (belalı), kündüin (günden), min (men, ben), sin (sen), peykerge (peykere) gibi. Düğer kelimelerin bugünkü söyleyişlerini de siz bulunuz, gibi sorular sorulmuştur.
XVI. yüzyıl Türk edebiyatı başlığı altında Fuzûlî ve Bakî’nin gazellerine yer verilmiştir. Fuzûlî’nin gazelinden önce hazırlık çalışmaları kısmında, 1- Klasik kavramından ne anlıyorsunuz? 2- Klasik edebiyatta yalnızlık, acı denilince Fuzûlî akla gelmektedir. Bu duyguların Fuzûlî’de yoğun olmasının sebebini sanatçı-çevre açısından inceleyiniz, şeklinde iki soru sorulmuştur. beni candan usandırdı cefâdan yar usanmaz mı mısralı gazelin sonrasındaysa gazelin kelimeleri ve günümüz Türkçesiyle söylenişi vardır. Açıklamalar kısmında Fuzûlî’nin bu şiirle ne anlatmak istediği açıklanmıştır. Metin üzerine çalışmalar kısmındaki sorular da daha önceki gibi sorular gibi şiirin teması ve konusu üzerinedir. Seçilen gazel yerindedir; fakat sorular arasında şiirin biçim özellikleri nedir ve uyak düzenini yazınız gibi sorular da olmalıydı.
XVI. yüzyıl Türk edebiyatı şairlerinden olan Bakî konusuna giriş olarak hazırlık çalışmaları kısmında 1- Sonbahar mevsimi insanda ne tür duygular uyandırır? Söyleyiniz, 2- Klasik şairlerimizin şiirlerinden zengin bir doğaya yer vermelerinde çevrelerinin ne gibi bir etkisi bulunmaktadır, olmak üzere iki soru bulunmaktadır. nam u nişâne kalmadı fasl-ı bahardan mısralı gazel verilerek daha önce yapıldığı gibi kelimeler ve günümüz Türkçesiyle söylenişi yer almaktadır. Konunun açıklamalar kısmında Bakî’nin gazelle ne anlattığı dile getirilmiştir. Metin üzerine çalışmalar bölümünde ise şu sorular vardır:
a) Gazelin konusunu söyleyiniz. Şair bu konuyu hangi açıdan ele almıştır?
b) Gazelin birinci beytindeki düştü çemende berg-i dıraht itibardan dizesinde toplumsal bir olayın da belirtildiği söylenebilir mi, niçin?
c) Üçüncü beyitte ağaçların ırmağa altın vermesinin nedeni ne olabilir, burada ırmak ve ağaç arasında nasıl bir ilgi kurulmuştur?
d) Şair, gazelin bütününde doğayı nasıl görmektedir? Gazelde hangi söz sanatlarından yararlanılmıştır? Bakî’nin kısaca hayat hikayesinden ve edebi şahsiyetinden bahsedildikten sonra bu konuya son verilmiştir.
XVII. yüzyıl Türk edebiyatı başlığı altında Nabî’nin gazeli de bulunmaktadır. bir devlet içün çarha temennadan usanduk mısralı gazeliyle bizce başarılı bir seçim yapan kitabın yazarları her zamanki yönetim izledikten sonra açıklamalar kısmında gazelin açıklaması yapılmıştır. Metin üzerine çalışmalarda, a) Şair, bir devlet içün çarha temennadan usanduk dizesiyle neyi anlatmak istemiştir?
b) Nabî, üçüncü beyitte büyük mevkilere heves etmek isteğini nasıl yorumluyor, şair bundan niçin huzursuzluk duymaktadır?
c) Şiirde bir toplumsal eleştiri özelliği görüyor musunuz? Ne bakımdan? Açıklayınız, soruları sorulmuştur.

XVIII. yüzyıl Türk edebiyatı şairlerinden Nedim’e yer veren kitapta hazırlık çalışmaları içindeki, klasik Türk edebiyatında en çok kullanılan nazım biçimi olan gazel hakkında önceki dönemde öğrendiğiniz bilgileri hatırlayınız, sorusuyla daha önceden öğrencilerin gazelin şekil özelliklerini öğrendiği var sayılarak hatırlamaları istenmiştir. bir söz dedi canan ki keramet var içinde mısralı bizce iyi bir seçim olan gazelin ardından kelimeleri ve günümüz Türkçesiyle söylenişi verilmiştir. Açıklamalar kısmında şiirin temasının aşk olduğu dile getirilmiştir. Metin üzerine çalışmalar kısmında şu sorular bulunmaktadır:
a) Şairin huzurunun kaçmasına neden olan durum nedir?
b) Son beyitte şair kime sesleniyor, burada şairin bildiği bir olayı bilmezlikten gelmesiyle hangi söz sanatı yapılmıştır?
c) Üç çifte kayık, şarkı okumak, Göksu, işret gibi sözlerden hareketle şairin kişiliği ve yaşadığı çevre ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Bizce yetersiz olan sorulara, şiirin vezninin bir beyte uygulanması ve söz sanatlarının sırasıyla yazılması istenebilirdi. Son olarak Nedim’in edebi kişiliğinden bahsedilmiştir.
XIX. yüzyıl Türk edebiyatı başlığı altında Yenişehirli Avnî ve gazeli de bulunmaktadır. Hazırlık çalışmalarında, sahip olduğunuz en değerli nesnelere olan sevginizi nasıl dile getirirsiniz, sorusu vardır. künc-i dilimi mülk-i Süleyman’a değişmem mısralı gazel verilerek kelimeler ve günümüz Türkçesiyle söylenişi ile devam edilmiştir. Açıklamalar kısmında uyak ve redifin ne olduğundan bahsedilmiş ve gazelin redifinin değişmem olduğu söylenmiştir. Metin üzerine çalışmalar kısmında şu sorular bulunmaktadır:
a) Birinci beyitte karşı karşıya getirilen öğeler nelerdir? Dil (gönül)in tasavvuftaki yeri ve önemini düşünerek aralarındaki ilgiyi belirtiniz.
b) İkinci beyitte kadeh ile sipihr arasında nasıl bir ilgi kurulduğunu açıklayınız. Edebiyatta benzetme yönü ile benzetme edatı söylenmeden yapılan edebi sanata verilen ad nedir?
c) Dördüncü beyitte sevgili aşığa ne sunmaktadır? Aşık sevgili tarafından bu şeye niçin önem vermektedir?
d) Gazelin matla, hüsn-i matla, makta, hüsn-i makta, beytü’l gazel, mahlas beyitlerini gösteriniz.
e) Şiirde uyaklı sesleri inceleyiniz. Hangi tür uyakların kullanıldığını belirtiniz.
Yenişehirli Avnî’nin edebi kişiliği ve eserlerinden bahsedilerek konuya son verilmiştir. Genel olarak 5. kitap başarılı gazel seçimiyle dikkatimizi çekmiştir; fakat sorular daha çok şiirlerin konusuna ve şairlerin duygularına yöneliktir. Bir nazım şekli olan gazelin biçim özellikleri ikinci plana itilmiş gibidir. Öğrencinin konu öncesinde ve konu sonrasında çalışma yapması yönünde bir etkinlik bulunmamaktadır. Muhtemelen tüm bilgiler derste öğrenilenlerle sınırlı kalacaktır. Yeri geldiğince, biz olsak hangi soruları tercih ederdik, dediğimiz yerlerde müdahalelerimiz oldu. Bazı noktalarda eleştirimizin olmaması kitabın yazarlarının seçiminden memnun kaldığımız anlamına gelmektedir.
Kitaptaki tüm sorulara baktığımızda soruların ders müfredatının 5., 6., 8., 13. ve 16. kazanımlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Diğer kazanımlara uygun soru yazılmamıştır.

Biz Olsaydık Bu Konuyu Nasıl İşlerdik

Bir edebiyat kitabı yazmış olsaydık bütün yüzyılları kapsayacak şekilde olmasına dikkat ederek şu soruları sormuş olmayı tercih ederdik:
1. Şiirdeki ahengin, hangi öğelerle sağlandığını belirleyiniz.
2. Şiirde ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimleri belirleyiniz, özelliklerini açıklayınız
3. Beyitler ve bentler arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
4. Beyitteki ses akısının çağrışım değerini açıklayınız.
5. Şiirin yapısının özelliklerini açıklayınız.
6. Şiirin, kuralları önceden belirlenmiş nazım şekillerine uyularak yazıldığını belirleyiniz.
7. Beyitlerin ortak bir tema etrafında birleşerek bir bütün oluşturup oluşturmadığını araştırınız.
8. Beyitlerin ve şiirin temasını araştırınız.
9. Şiirde aynı duygu hâlinin diğer beyit ve bentlerde farklı kelimelerle tekrar edilip edilmediğini tartışınız.
10. Mısra örgüsü, kafiye düzeni ve temasına göre şiirleri gruplandırınız.
11. Şiirde kelimelerin kendi anlamları dışında kullanılıp kullanılmadığını belirleyiniz.
12. Şiirdeki ortak imgeleri belirleyiniz.
13. İmgelerle söz sanatlarının şiirdeki işlevini belirleyiniz.
14. Efsanelerin, kişi adlarının şiirdeki işlevini belirleyiniz.
15. Divan şiirinin hedef okuyucu kitlesini belirleyiniz.
16. Divan şiirinin kendisini üreten kültür ve toplumla ilişkisini açıklayınız.
17. Divan şiirinde evrensel ve insana özgü temaların nasıl ifade edildiğini belirleyiniz.
18. Divan şiirinde temaların, imgelerin, dinî söyleyiş ve kelimelerle zevk ve anlayış çevresinde geliştirildiğini sözlü olarak ifade ediniz.
19. Şiirde gözlemin, izlenimin, sezginin kişisel duyarlılığın önemini belirtiniz.
20. Şiirde yan anlamıyla kullanılan kelimeleri yazınız.
21. Beyitlerde ve bentlerde dile getirilen duygu ve düşüncenin zamanımız şiirlerinde de ele alınıp alınmadığını belirleyiniz.
22. Farsça ve Arapçadan kelimelerin neden geçtiğini sözlü olarak ifade ediniz.
23. Şiir metninin hangi gelenekte yazıldığını belirleyiniz.
24. Şiiri yorumlayınız.
25. Şiirin hissettirdiklerini açıklayınız.
Bu sorularla amaç öğrencilerin gazel konusunda hiçbir açıklık kalmayacak şekilde bilgi sahibi olmasını sağlamaktır. Bu nedenle soruları hazırlarken müfredatla örtüşmesine dikkat ettik.

Biz, gazel nazım şeklini sadece kitabî bilgi ile değil, ödevler ve etkinlikler yoluyla öğretmeye çalışırdık. Her öğrencinin ön hazırlık yaparak gelmesi için ev ödevleri verirdik. Şairler ve gazel hakkında az da olsa bilgi sahibi olarak gelen öğrencileri gruplara ayırarak her bir grubun bir şairle ilgili slayt gösterisi yapmasını isterdik. Böylece öğrencilerin de derse ve öğretime katılımları sağlanmış olurdu. Seçilen gazel metinlerinin birer beytini farklı bir öğrenciye okuturduk. Sadece kitaptaki soruları değil daha önce hazırladıkları soruları da cevaplamalarını isterdik. Zaman ve para durumuna göre İstanbul’a gezi düzenleyerek gazellerin saray ortamında yazıldığını anlatırdık. Öğrencilerin müzelerdeki büyük şairlerin divanlarını görmelerini sağlardık. Sonuç olarak gazel konusunu gören öğrenciler ara ve dönem sonu sınavlarına tabi tutularak konuyla ilgili durumları ölçülürdü. Konu eksiği olan öğrenciyle bizzat ilgilenmeye çalışırdık. Bir sonraki konuya tam anlamıyla gazel konusu öğretilmiş olarak geçilirdi.

KAYNAKLAR

1. Dilçin, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, TDK, Ankara, 1999.
2. İpekten, Haluk, Eski Türk Edebiyatı - Nazım Şekilleri ve Aruz, Dergah yayınları, İstanbul, 2001.
3. İsen, Mustafa; Macit, Muhsin; Horata, Osman; Kılıç, Filiz; Aksoyak, İsmail Hakkı, Eski Türk Edebiyatı El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, 2005.
4. Banarlı, Nihat Sami, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Meb Devlet Kitapları, İstanbul, 2004.
5. Avşar, Hüsamettin, Edebiyat Tarihi I, Ünal Yayınları, Ankara, 1997.
6. Komisyon, Lise Türk Dili ve Edebiyatı II, MEB, Ankara, 2006.
7. Yıldız, Ömer; Ekinci, Mustafa; Koçak, Hamdi; Onay, Mehmet, Tuğlacı, Şaban; Danacı, Erdal, Edebi Metinler I, MEB, Ankara, 2006.
8. Komisyon, Ortaöğretim Tük Edebiyatı 10. Sınıf, MEB, Ankara, 2006.
9. Güzel, Abdurrahman; Torun, Ali; Demir, Celal; Bilkan; Ali Fuat; Özbay, Murat; Çiftçi, Musa, Lise Türk Dili ve Edebiyatı, Edebiyat 2, Ders Kitapları Anonim Şirketi, İstanbul, 2006.

 



Comments

There isn't any comment in this page yet!

Do you want to be the first commenter?


New Comment

Full Name:
E-Mail Address:
Your website (if exists):
Your Comment:
Security code: